Uygur Metinleri

0

Yazılı Edebiyat Göktürk Yazıtları
Yazılı edebiyat Uygur Metinleri

Göktürk Destanları 

Göktürk Yazıtları (Orhun Atbideleri) Göktürklerin ünlü hükümdarı Bilge Kağan dönemine ait yazılı dikilitaştır.

Göktürklerin döneminde, Bengü Taş Edebiyatı adını verdiğimiz bu edebiyatla Türklerin ilk edebi metinleri ortaya çıktı. Taş taş; ebedi sonsuz taş anlamına gelir. Özellikle hanın ve devletin büyüklerinin ölümünden sonra, onlar adına bir anıt inşa etmek, Göktürk’te bir gelenek haline geldi. Taş işlerinde, kebaplar ne istediklerini yazdılar ve bütün ulus onun ona göre davranmasını istedi. Taştaki taşların bu sözleri sonsuza dek kalacak ve Türk milletinin sonsuza dek bu taşlardan ibret alacaklarını umdukları için ” Bengü Taş” adını verdiler. Göktürklerin ardından Uygurlar bu geleneği sürdürdü.

Genel olarak Göktürk Yazıtı olarak adlandırılan Tonyukuk, Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, ilk dönemde taşlarla yazılmış en uzun ve en güzel edebiyat örnekleridir.

Bu yazıtlar bulundukları yere göre dört gruba ayrılmaktadır: Moğolistan, Yenisey, Talaş ve Kazakistan taşları. Bunlar arasında Göktürklere ait Orhun Anıtları ve Uygurlara ait Yenisey Yazıtları önemlidir.

Uygurca destanlar

Uygurca metinleri, stil ve hikaye anlatımı bakımından Göktürk Yazıtlarına benzer. Ancak Kül Tigin ve Bilge Kağan Anıtı’ndaki yüksek heyecan, milli bilinç ve lirizm Uygurların yazıtlarında bulunmuyor.

Yenisey yazıtlarının hiçbiri bilinmemektedir. Taştaki yazıt Göktürk Yazıtları kadar gelişmiş değildir; Bazı araştırmacılar, Yenisey yazıtları daha yaşlı olduğu fikrine yol açmıştır.

Uygur yazıtları çoğunlukla mezar taşları olarak yapılmıştır.

Bu taşların bazıları birkaç kelimeden oluşur, çoğu 5-10 satırdır. İçlerinde 10 satır var. Yenisey bengü taşları sade ve sade bir dille yazılmıştır. Bu dünyayı sık sık biyografi ve aile üyeleri, akrabalar, arkadaşlar, yönetici, ülke ve milleti olmadan sık sık terk ettiğini söylediği yazıtlarda çok samimi bir söylem var.

Uygurların ilk yazıları Uygurların ikinci yöneticisi Moyuncur adına yazılmıştır. Moğolistan’daki Sine-Usu gölünün yakınında bulunan yazıt, Kutlug Bilge Ash ve Moyunçur dönemlerinden bahseder. Bu yazıt, Göktürk Yazıtları’na dil ve yazı bakımından benzer.

İkinci dönemde Uygurların eserlerinde önemli değişiklikler görülmektedir. Öncelikle Göktürk yazısı terk edildi ve Sogdian alfabesinin eserleri verildi. Bunun nedeni din. Manihaizmin Maniheist’i kabul etmesi, Sogdids’in yazıları alınmış, ancak Göktürk mektubu biraz kullanılmış. İkinci bir neden, 840’tan sonra Uygurlar yerleşik bir medeniyete taşındı. Bu dönemde dile giren yabancı kelimeler ve dilin sadeliğini yitirdi. Bu dönemde, Budizm ve Maniheizm’in eserleri baskındır.

Bunların dışında Altun Yaruk ve İki Kardeş Hikayesinin özel bir değeri var. Altun Yaruk’ta, Budizm’in temel kurallarından bahsedilir.
Uygurca metinlerin özellikleri

Uygurlar, stil ve hikaye anlatımı bakımından Göktürk Yazıtlarına benzemektedir. Ancak Kül Tigin ve Bilge Kağan Anıtı’ndaki yüksek heyecan, milli bilinç ve lirizm Uygurların yazıtlarında bulunmuyor.

Yenisey yazıtlarının hiçbiri bilinmemektedir. Taştaki yazıt Göktürk Yazıtları kadar gelişmiş değildir; Bazı araştırmacılar, Yenisey yazıtları daha yaşlı olduğu fikrine yol açmıştır.

Uygur yazıtları çoğunlukla mezar taşları olarak yapılmıştır.

Bu taşların bazıları birkaç kelimeden oluşur, çoğu 5-10 satırdır. İçlerinde 10 satır var. Yenisey bengü taşları sade ve sade bir dille yazılmıştır. Bu dünyayı sık sık biyografi ve aile üyeleri, akrabalar, arkadaşlar, yönetici, ülke ve milleti olmadan sık sık terk ettiğini söylediği yazıtlarda çok samimi bir söylem var.

Uygurların ilk yazıları Uygurların ikinci yöneticisi Moyuncur adına yazılmıştır. Moğolistan’daki Sine-Usu gölünün yakınında bulunan yazıt, Kutlug Bilge Ash ve Moyunçur dönemlerinden bahseder. Bu yazıt, Göktürk Yazıtları’na dil ve yazı bakımından benzer.

İkinci dönemde Uygurların eserlerinde önemli değişiklikler görülmektedir. Öncelikle Göktürk yazısı terk edildi ve Sogdian alfabesinin eserleri verildi. Bunun nedeni din. Manihaizmin Maniheist’i kabul etmesi, Sogdids’in yazıları alınmış, ancak Göktürk mektubu biraz kullanılmış. İkinci bir neden, 840’tan sonra Uygurlar yerleşik bir medeniyete taşındı. Bu dönemde dile giren yabancı kelimeler ve dilin sadeliğini yitirdi. Bu dönemde, Budizm ve Maniheizm’in eserleri baskındır.

Bunların dışında Altun Yaruk ve İki Kardeş Hikayesinin özel bir değeri var. Altun Yaruk’ta, Budizm’in temel kurallarından bahsedilir.

Bu çalışmada Turfan Türkçesi Metinleri ayrı bir yere sahiptir. Özellikle 8. duvarda metin Sekiz Paymek iz adlı metin kelimelerin zenginliği ile dikkat çekiyor. Metinde net bir ifade var.
İslamiyet öncesi Türk edebiyatından örnekler veren Göktürk ve Uygurca yazıtlar kesinlikle tek değil. Kullanılan dilin oldukça edebi bir dil olması, Türkçe dilinde yazılmış eserlerin geçmişte bulunması gerektiğini düşündürmektedir.

Share.

About Author

Yorum Bırak