Ramazan Ayı ve Oruç

0

Ramazan ayının önemi
Ramazan İçin Hazırlıklar, hayranlık veren Ramazan, hepimiz için bir sorumluluk bilinci aşılayan şevkat duygusudur. Bu ay için hazırlıklar şöyle olmalı: Bu ay için önceden yiyecek sağlayabiliriz. Ev için çok güzel bir temizlik yapılmalı, camilerimizin mahfilleri aydınlatıldığını görüyoruz. Ramazan ayında Kur’an okunmalı ve ayet ve hadislerin anlamı iyi anlaşılmalıdır. Ramazan ayı bizim için bir fırsattır. Bu ay çok ibadet edilmeli ve sevap amaç olmalıdır. Ramazan ayını bekliyoruz ve hazırlıklarını önceden yapacağız. Geleneğimizde akrabalar, komşular, fakir insanlar iftarlara çağrılır. Maddi durumunuz yoksa iftar masası düzenlenmesine yardım edebilirsiniz.
Ramazanda orucun hükmü nedir ?
Oruç tutmanın Hükmü Farzdır.
Oruç islamın şartlarından birisidir. medinede hicret edildikten 1.5 yıl sonra şaban ayının onuncu günü biz müslümanlara farz kılınmıştır.
Kitap ,sünnet ve icma ile kanıtlanır. oruç bizden evvelki ümmetlerdede vardı ve onlarada farz idi,aynı zamanda bizlerede farz kılınmıştır.
Oruç tutmak beden ile yapılan bir ibadettir. en iyi yanı kötülüklerden uzak tutması,nefsin önüne engel olmasıdır.
yani kalkan görevini üstlenir.
oruç kişiyi şehvi isteklere götüren işlerdende uzak tutar, Ramazan ayı geldi mi suçlar eskisine nazaren azalır ve rahmet ortalığı kaplar.
Yardımlaşmalar artar ,muhabbetler sıkı sıkıya bağlanır, ve dayanışmalar görülür. oruç ayı geldiğinde Cennetin kapıları açılır,Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincirlere vurulurlar.
yapılan iyilikler 10 x 700 dür.orucun mükafatı Allah cc katındadır yani mükafatı Allah cc verecektir.
Reyyan kapısından geçecek olanlar yalnızca oruçlular olacaklardır.
Ramazan ayı boyunca aklınıza takılan ve vesvese veren hallerin ortadan kaldırılması için Diyanet İşleri Başkanlığı Alo fetva hattını arayabilirsiniz.
Alo fetva hattı telefon numarası
Alo fetva hattı telefon numarası
Alo fetva hattı diyanet
Alo fetva hattı numarası
Alo fetva hattı

Ramazan ayının girmesiyle birlikte büyük ilgi görmeye başlayan Alo fetva hattı numarası 444 1 789
Ramazan ayı girerken insanlar iftariyelik ve kahvaltılık alış verişler yapmaktadır.Hurmalar alınır ve Ramazan boyunca yenecek içecek ve iftar edilecek her şey temin edilmeye başlanır.Yapılacak yardımlar belirlenir fitre ve zekatlar kimlere verilecekse onlar için hazırlıklar yapılır.
Oruç’un Faydaları nelerdir?
Oruç sadece aç kalmak değildir
ORUÇ VE GENÇLER
Oruç, yalnızca aç kalmak demek midir?
Oruç ve İnsan
Oruç’un Faydaları
Oruç tutmak insanların nefsine karşı gelmeleri ve Allah’ın emrini yerine getirmeleridir.Sağlık açısından bir çok faydaları bulunmakta ve mide ve karaciğer hastalıklarına iyi gelmektedir.
İnsanın yaradılıştan ilk tanıdığı varlık kendi varlığıdır. Namazda Allahu Teâlâ’nın karşısında duran varlık olarak insan hiçbirşey düşünmemelidir. Farz namazlarında yapılan hareketin birliği yâni maddî birlik içinde olan Müslümanlar aynı zamanda yöneldikleri yaratan varlık bakımından da bir istikamet birliği yâni mânevî birlik içine girer.
Oruçta bu durum biraz farklılık gösterebilir. Oruçlu insan kendisi gibi oruçlu yani bilerek isteyerek aç, susuz insanları düşünüp içinde onlara doğru bir empati hisseder.
Aynı varlığa inanıp, aynı ibadeti yapanlar namaz, oruç gibi kendilerini önceki duruma nisbetle birbirlerine daha yakınmış hissi içerisinde bulurlar. Allah’a inanıp aynı ibadeti yapan ve aç susuz kalmak gibi aynı manevi yükü omuzlayan insanlar ise, hem inandıkları varlık, hem yaptıkları iş, hem de çektikleri sıkıntılar icabı kendilerini birbirlerinden sayacak kadar birlik ve beraberlik içinde kaynaşırlar. Oruç ile Allah’a inananlar arasında örnek-birlik “ideal birlik” tesis eder. İnanç birliği, kulluk birliği, çile birliğini bir arada toplamış olduğundan arkadaşlıkların en sağlamı, en kuvvetlisi kurulmuş olur.
Tecrübi psikolojideki, “Bir insanın otuz-kırk gün arasında tabi olacağı eğitim neticesinde birtakım kötü alışkanlıklarını terkedip birtakım yeni alışkanlıklar kazanabileceği” gerçeği orucun devamlı olarak otuz gün tutulması hususundaki ilahi emri açıklaması bakımından dikkat çekicidir.

Nitekim sigara, içki vs gibi kötü alışkanlıklarını bırakanlar ekseriyetle bu ayın (yâni Ramazanın) sonunda bıraktıkları gibi namaz, ibâdet vs gibi çeşitli iyi, güzel, hayırlı faaliyetlere de bu aydan itibaren başlarlar. Yani sırf Ramazan ayında ibâdet etmek için camiye gelirler fakat bu bir ay zarfında ibadetlere alışarak Ramazan’dan sonra da bu yeni alışkanlıklarına devam edip giderler Böylece hayatlarının istikameti bir ay gibi bir zamanda değişmiş olur.

Bu gerekçelerle oruç, her sene bir ay olmak üzere bütün Müslümanları ömürleri boyunca devamlı olarak eğitime tabi tutmak suretiyle onların bir takım kötü alışkanlıklarını terkederek yeniden iyi alışkanlıklar kazanmalarını ve böylece topluma daha faydalı olmalarını sağlıyor demektir.

ORUÇ VE GENÇLER

Oruç tutan bir çocuk veya genç, evde hiç kimse yokken yâni ne anne baba korkusu, ne öğretmen baskısı, ne de arkadaşlarının ayıplama endişesi kısacası hiçbir maddi baskı veya korku mevzubahis değilken, kendi babasının aldığı, kendi annesinin emeğiyle pişirdiği türlü türlü yemekler, çeşit çeşit meyveler, buz gibi sular önünde dururken ve bunlarla arasında hiçbir maddi engel yokken, hiç kimsenin bulunmadığı kapısı kapalı kendi evinde, bunlara sırf Allah’ın emirlerine itaat ve O’nun yasaklarından sakınmak için el uzatmayan, bunu düşünmekten bile içi titreyen bir çocuğun başkalarının malına mülküne hiç kimse olmasa bile el uzatması, onu alması ne derece mümkündür?

Böylece oruç, çocuğa hiç kimse yokken kendini gören ve bütün hareketlerini takip eden, fakat kendisinin göremediği, kendisi tarafından görülmeyen bir varlığın mevcut olduğunu, bunun için bütün hareketlerinde tedbirli, temkinli olması gerektiğini, aksi takdirde yaptığı hareketlerden mes’ul olacağının telkin eder Bu da çocukta, kendi kendini kontrol altında tutma, yaptığı daha doğrusu yapacağı işlerde kendi kendini hesaba çekme alışkanlığını doğuracaktır Böylece çocukta her türlü maddî baskıdan uzak sağlam bir şahsiyetin gelişmesi mümkün olacaktır.

Yine bu çocukların her türlü yemek, meyve ve soğuk suların karşısında hiçbir maddi karşılık olmaksızın ve ummaksızın aç-susuz kalmaları onlara, gözle görünen, elle tutulan madde alemi yani maddi değerlerin var olduğunu kabul ettirir. Böyle yetişen gençlerin kafalarında madde-üstü birtakım manevi değerler belirginleşir. Çünkü ne kendi ne de kendi gibi başkaları, ne para ne de başka maddi menfaatler için aç kalmaktadırlar. Öyle ise paranın bile yaptıramayacağını yaptıran bu manevî güç, paradan ve onun gibi her şeyden yüksek hem çok yüksektir.

Uzaktan gelecek bir treni bekleyen iki ayrı kişi, uzaktan başka başka saatlerde başka başka yerlerden gelecek iki ayrı treni bekleyen iki ayrı kişiye nispetle kendilerini birbirlerine daha yakın hissederler. Böylece bu bekleyiş esnasında aralarında bir yakınlaşma, bir tanışma ve nihayet bir sohbet doğar. Beklemiş oldukları aynı şey daha önceleri birbirlerini tanımayan bu iki insanı birleştirmiştir, kaynaştırmıştır. Şayet birbirleriyle tanışmayan bu iki kişi aynı trendeki aynı yolcuyu bekliyorlarsa bu tanışma bir dostluk halini alacaktır. Çünkü bir evvelkine nispetle bu iki kişi arasında bir ikinci bağ kurulmuştur

Bunun gibi bir sofra etrafında bütün bir ailenin iftarı beklemesi, yani teker teker bu insanların, aynı zamanda gelecek aynı şeyi beklemeleri, bu insanları birbirlerine daha ziyade bağlayacaktır. Bu oruçlu kişiler yapmakla mükellef oldukları günlük vazifelerini hakkıyla yapmış olmanın verdiği neşe ve sevinç ile birbirlerine daha fazla yakınlaşacak, birbirleriyle daha fazla kaynaşacaklar.

Bu iftar bekleme hali, dahi ziyade aile fertleri arasındaki sevgi ve muhabbeti arttırma, yani ailenin daha sağlam temeller üzerine kurulmasını gerçekleştirme bakımından çok mühimdir İslamiyet’in bütün ailenin beraberce iftar sofrasına oturmasını ve iftarı beklemesini istemesinin sebebi de bu olsa gerektir.

İftar saatini bekleme aile fertleri arasında olduğu kadar birtakım davetler ile tanıdıkları, dostlar ve hatta tanıdık olmayanlar arasında da sevgi muhabbet bağlarının kuvvetlenmesine yol açacaktır.

Akşam ezanı okunmadan yâni vakit girmeden büyük bir mazeret olmaksızın bir dakika önce dahi orucun bozulması veya orucun başlama vaktinden bir dakika geç oruca başlama hali kaza veya cezayı gerektirmektedir. Günah işleyenlerin günahlarını affedip bu günahları sevaba çeviren Allahu Teala’nın orucun şartlarını bir dakika veya daha azına bile müsaade etmeyecek kadar ciddi tutması, Müslümanların zaman mefhumunun değerini kavramaları, avarelikten kurtulmuş insanlar olarak hayatlarını zamana göre tanzim etmelerini, zamanı en iyi şekilde kıymetlendirmelerini, kısaca hayatlarını zaman’la disipline eden insanlar olmalarını sağlamak içindir
Oruçlu iken yâni aç iken bilhassa uzun günlerde ikindiden sonra özellikle iftar sofrasında ezan vaktini beklerken, zaman, tok olduğumuz vakte nispetle çok daha ağır geçer; adeta dakikalar geçmek bilmez. Bu da oruçlu üzerinde zamanın izafi olduğu fikrini doğurur Hiç olmazsa zamanın izafi olduğunu hissettirir.

Share.

About Author

Yorum Bırak