Ötanazi Nedir

0

Acılarına son vermek için ölüm hakkını kullanmak isteyenlerin sığınağı olarak görülür. Ötanazi, insanın yaşamının dayanılmayacak bir hale gelmesi sonucu kendisinin ya da yakınlarının isteğiyle tıbbi yardımla acısız bir şekilde hayatına son verilmesidir.

Ötanazi aslınca Yunanca kökenli bir kelimedir.Türkçedeki karşılığı ise “iyi,güzel ölüm”olarak bilinir.Yaşamı dayanılmayacak hale getiren ,tedavisi olmayan fiziksel rahatsızlıklar olabileceği gibi psikolojik rahatsızlar da olabilir.Dünya genelinde ötanazi isteğinde bulunan her üç kişiden biri psikolojik.ikisi ise fiziksel rahatsızlıklarını neden olarak göstermektedir.Uygulama durumuna göre iki yöntemi vardır:

–Öncelik olarak öldürücü maddenin hastaya doğrudan verildiği  aktif ötanazidir.

–Bir diğeri ise hastayı hayatta tutan makinenin kapatılması ya da kısmi tedaviye yarayan ilaçların kesilip ölümün beklendiği pasif ötanazidir.

Hollanda,Belçika,Kolombiya ve Lüksemburg gibi ülkelerle , ABD ve Kanada’nın  belli bölgelerinde ötanazi yasal olarak hastanın kendisi veya yakınları tarafından istenebilir.Çin ve İsviçre’de ise özel kliniklerde ötanazi uygulanması yasaldır.Yasal olmadığı Türkiye gibi birçok ülkede ötanaziyi uygulayanlar adam öldürme suçuyla yargılanırken  Almanya gibi bazı  ülkelerde durum istek üzerine adam öldürme olarak tanımlanır ve daha hafif ceza uygulanır.

DİNLER AÇISINDAN ÖTANAZİ

İslam

İslam’a göre, insan Allah tarafından yaratılmıştır ve hayat ona Allah tarafından bahşedilmiştir. Bu sebeple insanın kendi canı üzerine karar verebilme hakkı yoktur, bu hak ancak Allah’ındır. Buradan hareketle İslam dininde hem intihar hem de ötanazi benzeri uygulamalar yasaktır, katil olarak görülür. Ayrıca, hayatın uzamasını sağlayacak her türlü uygulamanın uygulanması da gereklidir ve bu tip uygulamaların, durum müsaitken uygulanmaması yani bireyin ölüme terk edilmesi de yasaktır. Bu kurallar toplumsal yararlılığını kaybetmiş topluluklar için de geçerlidir ve toplumsal yararlılığını yitirmiş veya buna hiç sahip olamamış insanların öldürülmesi veya bakımsızlıktan ölüme terk edilmesi katl ile eşdeğerdir. İnsanın Allah’tan ölümü dilemesi de İslam’da hoş karşılanmayan bir davranıştır.

Musevilik

Museviliğin ötanaziye bakış açısı, insana ve insan hayatına bakış açısı temellidir. Musevilikte insanın Tanrı tarafından yaratıldığı ve hayatın Tanrı tarafından insana bahşedildiğine inanılır ve bu kutsal metinlerde de açıkça belirtilmiştir (Yaratılış, 2:2-27). Buradan hareketle kişinin, sanki hayatı kendisi yaratmış veya hayata sahipmiş gibi davranması beklenilemez; Tanrı tarafından bahşedilen hayat yine Tanrı tarafından, Tanrı’nın dilediği anda kişiden alınacaktır, bu sebeple kişinin kendi hayatını veya bir başkasının hayatını alması meşru değildir(Yaratılış, 9:5-6). İnsanın tanrı suretinde yaratıldığı inancı Musevilikte de bulunmaktadır ve bu da hayatın ve insanın özel bir ‘kutsallığı’ barındırdığı fikrini desteklemekte, ötanaziye bu anlamda da karşı çıkmaktadır. Kişinin toplumsal yararı kalmasa ve hatta yoğun acı içinde olsa dahi, hayatını mümkün olduğu kadar uzatması şarttır. Toplumsal yararı kalmamış insanların veya ağır bozukluklarla doğmuş bebeklerin aktif olarak öldürülmesi veya bakımsızlık sebebiyle ölüme terk edilmesi de yasaktır.

Hıristiyanlık

Hıristiyanlık dini Musevilik kutsal metinlerini, kutsal metinleri içinde kabul ettiğinden insan ve insan hayatına dair akaid temelde büyük oranda benzerdir. Hristiyanlığın doğuşundan itibaren, kişinin kendi canına kıyması veya başkalarının canına kıyması kesinlikle yasak kılınmıştır. İnsanın tanrı suretinde yaratılmış olması inancı Hristiyanlıkta da mevcuttur ve insan, insan hayatı özel bir ‘kutsallığı’ içinde barındırır. Hristiyanlıkta da belirli bir toplumsal grubun, örneğin toplumsal yararlılığını kaybetmiş toplulukların, canına kıyılması meşru değildir. Çok erken dönemlerden itibaren (yaklaşık M.S. 2. Yüzyıl) Hristiyanlık, intihar, çocuk ve bebeklerin katli (infantisit) ve benzeri eylemleri yasaklamıştır.

Share.

About Author

Yorum Bırak